24 Kasım 2009

Hüzünlüydüm sadece...


Uzun süredir yoktum buralarda , herşeyden soyutladım kendimi sanki...

Herşeye hüzünlendim , hiçbirşey yapmak gelmedi içimden, kendimle olmak istedim, kendimi dinlemek istedim, herşeyden uzak olmak istedim, yazmak istemedim, kitap okumaktan başını kaldırmayan ben elimi kitaba hiç sürmedim , yok yere herşeye ağlamak istedim ...

Ağlayamadım, aklımda hiçbir şey olmasın istedim, bir deniz kenarında saatlerce oturmak istedim, beynimdeki bu yorgunluğun geçmesini diledim, geçmişi düşünmek istemedim, yarın için endişelenmekten korktum. Konuşmak derdimi anlatmak istemedim, yani anlayacağınız içim kapkaranlıktı yine bu aralar.


Biliyorum bu aralar hemen hemen herkeste var bu karanlık, bıkkınlık, yılgınlık halleri mevsim değişimidir herhaaaal...dedim en sonunda...Çok şükür ki sağlığımız falan yerinde...
Beni şimdi yine taşınma telaşı aldı belkide bunun sıkıntısı vurmuştur üzerime...1-2 aydır askıya aldığımız bir kararın gerçekleşmesi sıktı canımı belkide ...Taşınıp işlerimi bitirinceye kadar ve eski neşem tekrar gelene kadar biraz daha ara ...



15 Eylül 2009

Ahhh blogger ahhh...

Arkadaşlar yine blogger da bir sorun var hiç kimsenin bloğunu açamıyorum ve yorum yazamıyorum...Bu postu ktunnel den yazabildim...Bu durum ne kadar sürecek bilgisi olan var mı? Bazı bloglarada ktunnel den girebildim okuyorum ama yorum gönderemiyorum...Umarım en kısa zamanda düzelir bu durum...

05 Eylül 2009

Mani ne ola ki...


Geçenlerde rumuzumun anlamını araştırdım internetten bir kaç cevap buldum şaşırdım doğrusu . Birkaçını zaten biliyordum... 3.ve 5. cevapları bilmiyordum öğrenmiş oldum ...

1. Engel demekmiş efenim mani'nin anlamı...
2. Halk edebiyatında geçen genellikle 5 - 7 - 9 heceli hece ölçüsüyle söylenen, yazılan dörtlüklermiş efenim.
3. Psikolojide iki yönlü duygulanım bozukluğu, kişinin çökkünlük (depresyon) dönemleri yaşaması ile birlikte , ardından taşkınlık (mani) ya da bunun daha hafif bir şekli olan hipo mani dönemlerinin görülmesi ile ortaya çıkan bir psikiyatrik bozuklukmuş. mani;taşkınlık olarak da bilinirmiş efenim (mani-depresif bozukluk)
4. Bazen para anlamına geliyormuş efenim :)) (money)
5. Hz. isa dan iki asır sonra güney Babil de yetişen mani adlı bir adamın kurduğu yeni bir dinmiş. Mani daha çok hayal gücüne dayanan, fakat taviz vermeyen bir tabiat felsefesi ortaya atmış, mani ye göre fizik ile ahlak, gerçek ve ruhi varlıklar arasında fark yoktur. iyilikle kötülüğün yanyana bulunduğunu söyleyen, onun gözünde ışık gerçek bir iyilik, karanlık ise kötülüğü simgeliyormuş, mani felsefesine göre gerçek kurtuluş ışığı karanlıktan kurtarabilmekte yatıyormuş efenim.
( maniheizm dininin kurucusu , kelimenin kökeni "mana" sözcüğüdür, aramca ışık anlamına gelir."mani" de aydınlatan demektir. Amin Maalouf' un "Işık Bahçeleri" kitabında hayatı ayrıntılı şekilde anlatılır.)
6. Esma-ül Hüsna da bulunan isimlerden bir tanesiymiş ; dilediğini engelleyen

Ama benim rumuzum bunlardan hiçbirisi düşünülerek oluşturulmamıştı...


Canım arkadaşım özii'nin kardeşi ile aramızda 10 yaş fark vardır. Biz 13 yaşında iken "o da 3 yaşında oluyo :)) " adımı telaffuz edemezdi bana hep "mani"" diye seslenirdi. ( Benim adım "Nermin" bu arada ) . Ondan duyan tüm arkadaşlarımda mani aşağı mani yukarı derdi eee sonrada adım mani kaldı. Rumuzumun hikayeside bu yanii :))

03 Eylül 2009

Bir Çiftin Günlüğü...


Kadının Günlüğü :

Bugün üç yıl bitti. Onun karşısına gelinlikle çıktığım günkü kadar mutluyum.
Tanrım, onu ne kadar seviyorum. Mükemmel bir erkek, cazibeli, yakışıklı, anlayışlı,sevecen, her şey var.
Bugün Cumartesi, bıraktım arkadaşlarıyla eğlensin. En sevdiği yemek olan pastırmalı Kurufasulye ile pilav yapıyorum. Pişti, demleniyor. Banyo yaptım, en sevdiği kıyafeti giydim. Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacağız.. Eve geldi sonunda. Beni öpüşü biraz soğuktu, aklı başka yerde sanki. Aman Tanrım, yoksa? Tüm cilvelerime rağmen, bana yanaşmadı. Arkadaşlarıyla ne yaptığını sordum, ağzında birşeyler geveledi. Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu, ama hala dalgın, hala uzak, hala kabuğuna çekilmiş.
Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor. Benden genç mi acaba? İşyerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın?
Şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken, artık dayanamadım "neyin var?" diye sordum. Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, acı dolu, uzaklık dolu.. "Yok birşeyim" diye geçiştirdi.
O gürül gürül yanan aşkın bu kadar çabuk biteceğine inanamıyorum, daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istediğini söylüyordu. Bugün aramızda iletişim kopukluğu başladı bile. Belki de kilo alıyorum.
Çok mu vır vır yapıyorum? Elini tuttum. Elimi okşadı, ama eller hissiz, parmak uçları soğuk... Stepe başlasam?
Çocuk istesem? Yalan, yalan, yalan. Kendimi kandırmaktan başka bir şey değil bunlar.
Bitti...Bittti...Bitti. Tanrım, ölmek istiyorum. Kendimi son kez onun kollarına attım. Ağlaya ağlaya uykuya dalmışım.


Erkeğin Günlüğü :


Öff be, FENERBAHÇE YİNE yenildi. Ama, kuru fasülye güzeldi..


Kadınların beynindeki senaryo, daha buna kimbilir neler ekleriz neler, ne kadar geniş düşünüyoruz değilmi kızlar :)) erkeklerin hepsi mi böyledir maç dedinmi akan sular duruyor, hayat duruyor sanki onlar için ( çoğu için ) acep hiçmi romantiği yoktur :)) vardır elbet de parmakla gösterilecek kadar azdır herhalde :))

28 Ağustos 2009

Ramazan topu ve güüümmm...


Pazar günü Ramazan'ın 3.günüydü iftara çok az kalmıştı. Yemeklerimiz hazır, masamız hazır ezanın okunmasını ve topun patlamasını bekliyoruz . Artık son dakikalar Ceyda bir hışımla evin arka tarafındaki balkona doğru koştu ( Fomara'da oturduğumuz için balkondan Tophane de patlatılan topu çok rahatlıkla görebiliyoruz ve seside bir o kadar gürültülü ki insanın yüreğini ağzına getiriyor )

Neyse Ceyda telaşla balkona doğru koşarken balkon kapısının önündeki eşiğe takılıyor ve balkon demirlerine yüzünü çarpıyor, güüüümmm sesini duymamla elim ayağım kesildi buz gibi oldu heryanım, yanına gittiğimizde feryat figan ağlıyordu . (Bu arada topda patlamıştı)

Sakinleştirmeye çalıştım, hemen buz koydum suratına sonra Lasonil kreminden sürdüm ... ama öyle korktum ki suratını tutarak ağladığında yüzünde bir yerleri kırıldı sandım çok şükür ki kırık falan yoktu... Üzerinden 4 gün geçti ve yüzünde morluk iyice yayılmaya başladı ...Allah korudu cimcimemi ucuz atlatmıştık.


Allah hepimizin çocuklarını kazalardan belalardan korusun...

24 Ağustos 2009

Korkak Çekirge :))


Yer : Kuşadası - Güzelçamlı

Mekan : Tatilde kaldığımız evin balkonu


Efes' den döndüğümüz akşamdı, yemeğimizi yedik (çok yorgun olduğumuz için o gece gezmeye gitmemeye karar verdik). Kızlar taktı kulaklarına ipod'larını, biz eşimle ayaklarımızı uzattık, bol köpüklü kahvelerimizi yudumlarken, sarmaşıkların arasında, yaprakların üstünde bir çekirge bizi izliyor bak yaramaza :)) masanın üstünde bulduğum fotoğraf makinasına takılan kare , sonrasın da flaştan korkan fırlayıp uçan kaçan bir çekirge :))

21 Ağustos 2009

Bende Ödül almışım:))


Sevgili blog arkadaşlarımdan Düşlerimin İncisi tarafından , bu ödülü aldım. Beni sevdiği bloglar arasında göstermiş. Çok sevindim. Çok memnun oldum. Canım benim... Teşekkür ediyorum...

Bu ödül içinde yapılması gerekenler varmış :)
1. Ödülün logosunu bloguna eklemek.
2. Ödülü aldığın kişinin linkini, ödülle ilgili yazına yazmak.
3. Sevdiğin 7 şeyi listelemek.
4. Sevdiğin 7 blogu listelemek.
5. Ödülü göndereceğin bloglara mesaj bırakmak gerekiyormuş.
Sevdiğim 7 şeye gelince :
1. Kızlarım, canlarım, AİLEM
2. Sevdiğim arkadaşlarımla birlikte olmak ve sohbet etmek gezmek
3. Türk kahvesi içmek (tiryakisiyim ıımmmm...olsada içsem şimdi :))
4. Gezmek , görmek, bilmediğim yerleri öğrenmek (yetebildiğim kadarıyla)
5. İyi niyetli olmam ve affedici olmam
6. Kitap, dergi okumak ama yazmayı beceremiyorum...
7. ve film izlemek (şu aralar pek izleyemiyoruz ama kış olunca havalar kararınca gideriz artık yada evde seyrederiz kimbilir...)
Eveeeet geldik zor aşamaya şimdi sevdiğim 7 blogu listeleyecekmişim ya ben hepsini seviyorum ne olacak şimdi ama bir seçim yapmak lazım :P
1. Dreamland...(bana çok kızacak ama, amaaan ne yapayım kızsın pasladım bir kere. :))
2. Bir papağanın çığlıkları (lori'yi de çok seviyorum onu okumak çok eğlenceli, çok dobra, gözükara)
3. Renginle Renkli Hayat (bu arkadaşımız da yüreği geniş dobra senide okumayı seviyorum Fundacım)
4. Frambuazlı Ruh Pastasıyım (bir çılgın arkadaşımız da bu hadi ayşecim sana da attım pası)
5. Ordan burdan hayattan (Yasemincim seni de okumayı seviyorum tariflerin bir harika her zaman yapmasamda arkadaşlarla toplandığımızda ve günlerimde senin tariflerinden yararlanıyorum ellerine sağlık canım...)
6. Pamuk Prens (tibetin yanaklarından öperim )
7. Melusina (senide okumak keyifli melusina ve sıkıntılı zamanlarımda yardımların için sağol)
Eveeet şimdi gidip mesajlarımı bırakayım :))

16 Ağustos 2009

Tatil günlerimiz...

Evett Cuma gecesi saat 2:00 gibi evimize geldik, öğlene doğru anca uyandık eşim biz uyurken işe gitmiş bile hiç duymamışım gidişini. Kalkınca kahvaltı, çamaşır yıkama, temizlik derken nasıl akşam oldu anlamadım. Evet bilgisayar azıcık boş kalmışken, bende biraz dinlenmek için oturmuşken tatil günlerimizden biraz bahsedeyim bloguma ve sizlere.
Tatilimiz çok güzeldi 5 güne neler sığdırdık neler. Kaldığımız yer Kuşadasına 25 km uzaklıkta bir köy Güzelçamlı, çok şirin bir yerdi gerçekten.


Fotoğraf makinesi sürekli kızların elinde olduğundan istediğim gibi fotoğraf çekemedim. Ne güneşin batışını , ne de karşıda ki yunan adalarını, ne denizin güzelliğini. Yukarıdaki resim köyün iskelesi burada durmadan balık tutuyorlar. Sol tarafında ufak bir liman var, burdanda 5-6 tekne sürekli kıyı koylara tur düzenliyor. Çok istedim ama bu turlara katılamadım :( . İskelenin sağ tarfındada uçsuz bucaksız plajı var biz oralara doğru yürüyüş yapıp buradan denize girdik .

Görmeyi çok isteyip de yıllardır gidemediğim Efes Harabelerini gezdik, Yedi Uyuyanlar Mağarasını , Meryem Ana Klisesini ve Evini gezdik.





Bütün günümüz hemen hemen Efes'de geçti sonra Yedi Uyuyanlar Mağarasına gittik orada çok acıkmıştık meşhur gözlemelerine ve buz gibi bol köpüklü ayranın tadına baktık. Tekrar enerji depoladıktan sonra Meryem Ana'nın evini gezdik vee turumuzu tamamlamıştık artık. Doğru kaldığımız eve döndük . Geçde olsa kendimizi denizin serin sularına bıraktık.

Ertesi gün arkadaşlarla beraber Milli Parka gittik burası de cennet bir yer, Orman hemen kıyının gerisinden başlıyor. Burada hem pikniğimizi yaptık (yaban domuzları ile birlikte), hem denize girdik , ormana doğru biraz yürüyüş yaptık. Domuzlar insanların yiyeceklerine saldırıyor size zarar vermiyor kaptığı yiyeceği alıp tabana kuvvet kaçıyor. Benim resmini çektiğim domuz yalnız dı bazılarıda yavruları ile birlikte sürü halinde geziyorlar biraz ürkütücüydü :)


Bu şirin bebek'de arkadaşlarımızın 45 günlük olan bebekleri onada güzel bir çadır yaptık güneşden zarar görmesin diye . (Arkadaşların 15 ve 3 yaşında iki çocuğu daha var)

Bu resimde pembe simitteki benim cimcime Ceyda, ortadaki Eda diğer yeşil simittekide arkadaşların büyük kızı Melissa .



Milli Park'tan Güzelçamlıya dönerken Zeus Mağarasına uğradık kaygan taşlı patikadan mağaraya geldik. Bu mağaranın 10-15 mt derinliği varmış, dağdan gelen tatlı su ve denizden gelen tuzlu ile karışıp maden suyu haline gelmiş doğa harikası bir yer. Mağaranın buz gibi sularına sadece Eda ve Melissa girebildi ben ve Ceyda sadece elimizi ayağımızı ve yüzümüzü yıkayabildik.


Veee böylelikle güzel dolu dolu bir tatilin sonuna da gelmiş olduk...Hafızamdan uzun süre atamıyacağım güzel bir tatil oldu benim için eğlendim, gezdim, öğrendim, dinlendim ve bol bol enerji depoladım daha ne isteyimm...

Şimdilik bu kadar artık işlerimin başına dönme zamanı kızlar başımda bekliyor bilgisayarı terk etmem için :))

08 Ağustos 2009

Tatil vakti...

Bekle bizi Güzelçamlı geliyoruz. Sonunda biz de tatile çıkıyoruz. Gidecektik gidemiyecektik, iptaldi falan derken bugün aniden yola çıkıyoruz. Mayo, terlik, gözlük, şapka, şort , t-shirt, krem mrem derken valizler doldu.

Gezilecek yerlerin bir listesini yaptık bakalım her yere yetişebilecekmiyiz , birde internete girebilecekmiyim hiç bilmiyorum deniz, güneş , kum, gezmek varken ne kadar zaman ayırabilirim bilmem. Ayrıntılar ve resimler daha sonra.... Hoşcakalııınnn...

Herkese de güzeeeeeeeeeelll bir tatil diliyorum...

05 Ağustos 2009

Bu şarkıyı sevmeyen varmı...

Bu şarkının etkisinden ben yıllardır kurtulamadım gitti. Bu şarkı bana duygu yüklüyor, hüzün yüklüyor beni hala ağlatıyor anlayamadığım bir sebepten ve şarkıdaki gitar solosu muhteşem biliyorumki bu şarkıyı sevmeyen, dinlemeyen yoktur...




Blog Widget by LinkWithin